Seans başlamadan önce en büyük kaygı çoğu zaman teknoloji değil, güven hissidir. Danışan linke tıkladığında ne yapacağını anlamıyorsa, ses ve görüntü geç bağlanıyorsa ya da terapist kontrol hissini kaybediyorsa sorun yalnızca teknik kalmaz.
İlk bakılacak konu: güvenlik dili açık mı?
Bir platformun güvenli olduğunu söylemesi yetmez. Terapistin şu sorulara net cevap alabilmesi gerekir:
- Görüntülü görüşmeler şifreli mi?
- Gereksiz veri tutuluyor mu?
- Yetkisiz erişim ihtimali nasıl sınırlandırılıyor?
- Danışanın ek bir kurulum yapması gerekiyor mu?
Güvenlik metni açık olmayan ürünler, karar anında gereksiz bir belirsizlik yaratır.
Danışan deneyimi teknik detaydan daha hızlı kırılır
Danışanın seansa girmesi ne kadar çok adım gerektirirse, kopuş o kadar hızlı olur. Bu nedenle şu akış önemlidir:
- Davet linki açık olmalı.
- Giriş adımları kısa olmalı.
- Mobil ve masaüstü deneyimi yeterince net olmalı.
- Terapist destek vermek zorunda kalmadan katılım tamamlanmalı.
Basit görünen bu alan, seans başlamadan önce duygusal ritmi belirler.
Terapist kontrolü merkezde kalmalı
Online seans platformu, takvim veya görüşme linki üreten bir araç olmanın ötesine geçmelidir. Özellikle EMDR gibi kontrollü akış gerektiren seanslarda terapistin şu alanlarda söz sahibi olması gerekir:
- Seansı ne zaman başlatacağı
- Hangi modülü ne zaman açacağı
- Hangi güvenlik sınırlarının aktif olduğu
- Danışanın neyi görüp neyi görmeyeceği
İyi bir platform, terapistin klinik akışını yazılıma uydurmaz. Yazılımı terapistin akışına yaklaştırır.
Son karar için kısa kontrol listesi
- Güvenlik ve veri politikası açık mı?
- Danışan tek link ile girebiliyor mu?
- Terapist seans akışında kontrol hissini koruyor mu?
- Platform terapötik senaryoya göre tasarlanmış mı?
Online terapi altyapısı seçerken yalnızca özellik tablosuna değil, seans anındaki hisse de bakmak gerekir. Çünkü teknoloji doğru yerde sade değilse, terapötik temas daha başlamadan zayıflar.
